21 Şubat 2026 Cumartesi

Ermeni şair Şuşanik Gurğinyan'ın Panvorneri/İşçiler şiiri iki dilde ETHA'da!

Nor Zartonk, 21 Şubat Dünya Anadili Günü'nde Şuşanik Gurğinyan'ın 1907 tarihli "Panvornerı" İşçiler şiirinin Ermenicesini bizimle paylaştı. Ayrıca, şiirin tamamını ETHA için Türkçe'ye çevirdi. Tüm diller özgür olana kadar dayanışmayla!
 

Բանւորները

Այդ մե՜նք ենք գալիս՝
Մաշուած բաճկոններ, իւղոտ ու մրոտ,
Տրորուած գտակ, աղտոտ մազերով,
Մեծ մասամբ դեղնած, գծուծ եւ բոկոտ,
Երբեմն տժգոյն, երբեմն անխռով.
Երբեմն քաղցի, լուռ տառապանքի
Սեւ կնճիռների անջինջ կնիքով,
Երբեմն ըմբոստ արհամարհանքի,
Անզուսպ զայրոյթի վրէժի թոյնով.
Դեռ վաղ ծերացած հոգեմաշ ցաւից,
Լոյսի, թարմ օդի տենչանք դէմքերիս
Ու մարդավայել ապրելու յոյսից,
Դեռ խո՜ր վէրքերի կսկիծ սրտերիս՝
Այդ մե՜նք ենք գալիս․․․
Մենք, բանուորներս՝ տռզած փորերի
Շերտաւոր ճարպի, ոսկու դէզերի
Անվարձ մշակներ․․․
Մենք, բանուորներս՝ վշտի, արցունքի,
Կիսաքաղց կեանքի, բանտի, աքսորի
Անբաժան ընկեր․․․
Մենք, բանուորներս՝ ապրելու ահից
Կեանքի շուկայում ստոր վաճառքից
Էժան ծախուածներ․․․
Ո՜վ մեծ տզրուկներ, մարդկային կեանքի,
Ստեղծագործութեան անարգ խեղդիչներ.
Դո՛ւք՝ փարթամութեան, անառակ տենչի
Քնած խիղճերով թմրած խլուրդներ.
Դո՛ւք, ամօթապարտ գերեզման փորող
Գարշ դահիճներդ սուրբ ազատութեան,
Ձեր նմանների արիւնը լափող,
Բողբոջ յոյսերի դեւեր հոգեհան,
Գուցէ չե՞նք շոյում մեր տանջուած դէմքով
Ձեր նուրբ ջղերը, հոգով քաղցածներ,
Դուք՝ կուշտ մարմիններ։
Չէ՞ որ մեր արեան մի մի կաթիլով,
Աղի ու լեղի թափած քրտնքի,
Դառն արցունքների անվերջ հեղեղով,
Մեր բազուկների հուժկու, ժրաջան,
Կոր թիկունքների, հոգու տագնապով,
Մեր գլխին պատրաստ ամէն մի վայրկեան
Չարաբաստ մահուան անլուր սարսափով
Սնունդ էք առնում,
Ապրում, իւղ կապում․․․
Եւ վաստակներիս չնչին փշրանքներ
Դժգոհ շպրտում քաղցած ամբոխիս
Կ՝ասես մարդկութեան մենք խորթ զաւակներ.
Դուք՝ վայելչութեան, անարդար կեանքի 
ընտիր ըմբիշներ․․․
Հա՜, մենք ենք գալիս
Դարեւոր վշտի զրկանքի բովից,
Հալածանքների, գարշ ստրկութեան
Մոռացուած խաւից՝
Կրծքով փշրելու փառքը տիրողին,
Գահը բռնութեան, ստրուկի շղթան,
Նոր ուղի հարթել մեր նմաններին,
Արժանի կոչման, հաւասարութեան՝
Այդպէ՜ս ենք գալիս․․․։

 

Şuşanik Gurğinyan'ın 1907 tarihli "Panvornerı" İşçiler şiiri, 1905 Rus Devrimi sonrasında Kafkasya'da gelişen sosyalist işçi hareketinin edebî bir manifestosu niteliğindedir: Şiir işçileri acı çeken kişiler olarak değil tarihi değiştirecek bir sınıf olarak tanımlar, sömürü-sermaye karşıtlığını açık imgelerle anlatır ve teorik sosyalist fikirleri okuma yazma oranının düşük olduğu ortamda sözlü olarak yayılabilecek duygusal bir dile çevirir; toplantılarda yüksek sesle okunmaya uygun ritmi sayesinde propaganda işlevi görmüş, kadın bir şair tarafından yazılmasıyla işçi hareketinin sadece erkeklere ait olmadığı fikrini güçlendirmiş ve milliyetçi değil sınıf temelli bir birlik çağrısı yaparak dönemin devrimci çevreleri ile uyumlu biçimde Kafkas işçi kültüründe önemli bir bilinçlendirme metni haline gelmiştir.


Şiirin Türkçesi;

İşçiler

İşte biz geliyoruz —
Aşınmış ceketlerle, yağlı ve isli,
Ezilmiş şapkalarla, kirli saçlarla,
Çoğu sararmış, zayıf ve yalınayak,
Bazen solgun, bazen kayıtsız.

Bazen açlığın, sessiz acının
Kara kırışıklıklarının silinmez mührüyle,
Bazen başkaldıran küçümsemenin,
Dizginlenmez öfkenin intikam zehriyle.

Daha erkenden yaşlanmışız ruhu ezen acıdan,
Yüzlerimizde ışık ve temiz hava özlemi,
İnsan gibi yaşama umuduyla,
Ve yüreklerimizde derin yaraların sızısıyla —
İşte biz geliyoruz…

Biz, işçiler — şişkin karınların,
Kat kat yağların, altın yığınlarının
Karşılıksız emekçileri…

Biz, işçiler — kederin, gözyaşının,
Yarı aç hayatın, hapishanenin, sürgünün
Ayrılmaz yoldaşları…

Biz, işçiler — yaşama korkusundan
Hayat pazarında aşağılanarak
Ucuza satılanlar…

Ey büyük sülükler, insan hayatının,
Yaratıcılığın alçak boğucuları!
Siz — şatafatın, ahlaksız arzunun
Uyuyan vicdanlı uyuşmuş köstebekleri!

Siz, kutsal özgürlüğün
Utanç verici mezar kazıcıları,
Kendi gibilerinin kanını içen,
Filizlenen umutların ruh yiyen şeytanları!

Acı çeken yüzlerimizle
İnce sinirlerinizi mi okşamıyoruz,
Siz ruhen aç ama
Bedeni tok olanlar?

Çünkü kanımızın her damlasıyla,
Tuz ve acı döktüğümüz terimizle,
Acı gözyaşlarının sonsuz seliyle,
Kollarımızın güçlü emeğiyle,
Bükük sırtlarımızla, ruh kaygımızla,
Her an başımızın üstünde hazır bekleyen
Kara ölüm korkusuyla
Siz besleniyorsunuz,
Yaşıyor, semiriyorsunuz…

Ve emeğimizin küçücük kırıntılarını
Hoşnutsuzca aç kalabalığa fırlatıyorsunuz —
Sanki insanlığın yabancı çocukları bizmişiz gibi,
Siz — zarafetin ve adaletsiz hayatın
Seçilmiş dövüşçüleri…

Evet, biz geliyoruz —
Yüzyıllık keder ve yoksunluk ateşinden,
Kovulmaların ve iğrenç köleliğin
Unutulmuş katmanından —

Egemenin görkemini göğsümüzle parçalamaya,
Zorbalığın tahtını, kölenin zincirini kırmaya,
Bizim gibiler için yeni bir yol açmaya,
Onurlu bir ad ve eşitlik için —

İşte böyle geliyoruz…