6 Mayıs 2026 Çarşamba

Hüseyin Yeter yazdı / 6 Mayıs 1972 şafağında

Deniz'ler; devrimci siyasetin kurucu çizgilerini oluşturdular, temellerini attılar. Silahlı mücadeledeki bu cüret, kahramanlık ve adanmışlık, karşıdevrimci zora bir meydan okumaydı. Belki güç eşitsizliği ve hazırlıksızlığı, erken bir yenilgiyi birlikte getirdi. Ancak, gelecek için devrimci bir mücadele yolu açtıkları kesindir. 

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, devrimci düşünce ve eylemleri nedeniyle 12 Mart 1971 askeri faşist rejim tarafından 6 Mayıs 1972 şafağında, Ankara'da idam edildiler.  '71 devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, "Yaşasın Marksizmin Leninizm'in yüce ideolojisi", "Yaşasın Kürt ve Türk Halklarının Mücadelesi", "Yaşasın tam bağımsız Türkiye; yaşasın işçiler, köylüler" sloganlarıyla idam sehpasına yürüdü. Onlar, devrimci bir duruş, irade ve kararlılıkla devrimci ve sosyalist hareketin tarihinde, ezilenlerin yüreğinde ve aklında etkileyici ve silinmez bir iz bıraktılar.

Deniz ve Yusuf 24, Hüseyin ise henüz 22 yaşlarındaydı. Devrime ve sosyalizme tutkuyla bağlılıkları, söz ve eylem tutarlılığı ile ardılları için hep bir esin ve onur kaynağı olmaya devam edecekler. Karşıdevrimci egemen sınıf kini ve intikamıyla katledildiler ama idamlarıyla "Tohumlar düştü toprağa". Türkiye ve Kürdistan'da yeni doğan çocuklara "isim" oldular. "Deniz"lerimiz çoğaldı, kadın ve erkek "Deniz"ler, bugün 54 yaşında. Ve inatla, ısrarla "Mücadeleye devam" diyorlar!

Deniz Gezmiş ve '71 devrimci hareketi, coğrafyamızda, devrimci siyasetin temellerini attılar. "Devrimci bir kopuş"la devrimci mücadele ve kurtuluşun yolunu açtılar. Gazi'de, Gezi'de, 1 Mayıs'larda, serhildanlarda, hapishane direnişlerinde bizimle birlikte oldular. Halklarımızın dönemsel ayaklanmalarında, işçi sınıfının grev ve direnişlerinde, gençliğin antiemperyalist ve antifaşist mücadelelerinde, Kürt halkının özgürlük isyanında ölümsüzleştiler. Halkların kardeşliği ve mücadele ortaklığını savundular. Sömürgeci emperyalist kapitalist sisteme itiraz, isyan ve ayaklanmanın simgesi haline geldiler. Aşağıdakilerin, ezilenlerin vicdanı, özlemi ve umudu oldular.

Bugün, emperyalist küreselleşme evresinde, kapitalist sistemin doğa ve insana saldırısının daha da ağırlaştığı bu dünyanın değişmesini istediler. Onlar, özgürlük, eşitlik ve adalet tutkusuyla "dünyayı değiştirme" eylemine giriştiler ve yeni bir toplumun kurulmasını hedeflediler. Kapitalist sistemin yarattığı toplumsal eşitsizliğe karşı durdular; sömürüye, toplumsal eşitsizliğe, emperyalist işgal ve savaşlara karşı mücadele ettiler.

Tabii ki, Deniz'ler ve '71 Devrimci Hareketi'nin tarihi de, içinde geçilen uluslararası ve ulusal maddi toplumsal ve siyasal koşulları altında gerçekleşti: Dünyada ulusal kurtuluş mücadeleleri, Küba ve Çin devrimleri, ABD emperyalist barbarlığı ve haydutluğu karşısında Vietnam halkının uzun süreli ve şanlı direnişinin yansımaları; '68 Gençlik Hareketi'nin yarattığı devrimci atmosfer ve siyasi iklim, coğrafyamızı da doğrudan doğruya etkiliyordu.

Türkiye'de kapitalizmin gelişmesinin yarattığı toplumsal farklılaşma, eşitsizlik, sömürü ve baskılar diğer önemli bir iç faktördü. Türkiye'de, TİP ve DİSK'in önemli siyasi, örgütsel ve toplumsal bir etkisi yaşanıyordu. İşte, halklarımızın sevdiği "Üniversiteli Talebeler Hareketi", bu koşullar altında "devrimci bir kopuş"la yeni bir dünya, başka bir toplum öngörüyordu. Bu büyük bir sempati ve etki kaynağıydı. Devrimci gençliğin devrimci tutarlığı, söz ve eylem birliği, devlete ve sisteme karşı isyanı işçi sınıfı, emekçiler, gençlik ve kadınlar üzerinde büyük bir sempati ve destek yaratıyordu.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Türkiye toplumunda harekete geçen gençliğin antiemperyalist ve antifaşist mücadelesinin devrimci liderleriydi.  

Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi işgalinde aktiftir. Aynı yıl içinde, 6. Filo'yu protesto eylemine katılımı nedeniyle tutuklanır. 20 Aralık 1969 ile 18 Eylül 1970 arasında hapiste tutulur. 29 Kasım 1970'da İstanbul'da banka kamulaştırma eylemine katılır. 4 Mart 1971'de Ankara'da, 4 ABD'li askerin kaçırılması eyleminde yer alır. Deniz Gezmiş, devrimci eylem insanıydı. '71 devrimci hareketinin önderleri ve kadroları, devrimci eylemlerin militanları ve yürütücüleri oldular. Bu devrimci özellik, sonrası devrimci parti ve grupların çalışmalarında, silahlı eylemlerinde, ölüm oruçlarında, askeri eğitimlerinde "İlk ben olmalıyım" düşüncesi ve pratiği biçiminde süregeldi.

71'in devrimci "talebeleri"nin işçi grevlerinde, 15-16 Haziran Direnişi'nde, küçük üreticilerin tütün ve pamuk mitinglerinde, toprak işgallerinde, Zap suyu üzerindeki Devrimci Gençlik Köprüsü'nün yapımında, Filistin direnişi ve enternasyonal dayanışmada katkıları, etkileri büyüktü.

Deniz'ler ve Dev-Genç'ten güç alan ardılları, "devrimci kendiliğindencilik dönemi" dediğimiz 1974'ten sonra maddi toplumsal alandaki örgütlenme, bilinçlenme ve siyasal pratikleşmede büyük yol aldılar. Üniversiteli öğrenciler yaz tatillerinde, edindikleri eylem, düşünsel deney ve birikimleriyle kendi köyleri, ilçeleri ve illerinde gittikleri her yere devrimci düşünceler ve başkaldırı ruhu taşıdılar, ışık saçtılar. Öyle ki, devrimci bir "talebe", devrimci bir öğretmen, bir ilçenin tümünde toplumsal bir değişim ve dönüşüm sürecinin öncüsü, yaratıcısı oluyor, alanın önderi haline geliyordu. Devrimci grupların çalışmalarında, büyük bir devrimci yarış ve kitleselleşme süreci yaşandı. Devrimin profesyonel kadroları ve aktivistleri çoğaldı. Bu kavurucu iklimin etkisi, Karadeniz'de, İç Anadolu'da devrimci düşüncelerin maddileşmesinin güçlü işaretlerini verdi. Devrim ve sosyalizm mücadelesi büyüdü. Bu hareketlenme, değişim ve dönüşümün topluma yansımaları mükemmeldi!

'71 devrimci hareketi, Türk burjuva devletinin karşıdevrimci zoru karşısında savaşarak yenildi. Ama görüldüğü gibi, onların düşüncesi, devrimci iradesi, onurlu direnişi ve savaşımı, sömürülen ve ezilen kitlelerde, gençlerde ve kadınlarda filizlendi ve maddileşti. Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında, devrimci siyasi ve ideolojik bir iklimin, görece "bir hegemonya"nın oluşmasını sağladı.

ONLAR, "HALKIN ORDUSU" OLDULAR
Deniz'ler; devrimci siyasetin kurucu çizgilerini oluşturdular, temellerini attılar. Silahlı mücadeledeki bu cüret, kahramanlık ve adanmışlık, karşıdevrimci zora bir meydan okumaydı. Belki güç eşitsizliği ve hazırlıksızlığı, erken bir yenilgiyi birlikte getirdi. Ancak, gelecek için devrimci bir mücadele yolu açtıkları kesindir. Zira, sonraki yıllarda, devrimci çizgide, devrim ve sosyalizm mücadelesinde, işçi sınıfı ve emekçilerin, gençliğin ve kadınların devrimci savaş örgütüne ve maddi silahlı güçlere önemle ihtiyaç duyulduğu defalarca görüldü. Gazi, Gezi, çeşitli dönemlerde yaşanan serhildanlar, isyanlar ve ayaklanmalarda olduğu gibi!

'71 devrimci hareketinin devrimci mirasını yüklenen PKK'nin, Ortadoğu gibi mayınlı bir coğrafyada, sömürgeciliğe karşı Kürt halkını nasıl ayağa kaldırdığına; Kürdistan'da 40 yıl boyunca yürüttüğü silahlı gerilla mücadelesi ve serhildanlarla nasıl bir toplumsal siyasallaşma ve ulusal iradeleşme geliştirdiğine; Kürt halkının değişimi ve dönüşümünde ne kadar yol aldığına tanık olduk. PKK'nin şiarı, "Sömürgeci zora karşı devrimci zoru açığa çıkarmak"tı.

Türk burjuva devleti, toplumsal bir "rıza"dan çok, karşıdevrimci zor ve tahakkümle yönetiyor; beyaz ordu, donanma, hapishane ve gizli örgütlere, uluslararası istihbarat örgütleriyle iş birliğine dayanarak devletin "bekası ve güvenliği"ni sağlıyor. Türk burjuva ordusu, Türk egemen sınıfların çıkarları yanında, ABD ve NATO'nun vurucu gücü olarak emperyalizmin çıkarlarına da hizmet ediyor.
Deniz'ler, karşıdevrimci devlet zorundan kurtuluşun devrimci bir savaş ve devrimci halk ordusunun kurulmasından geçtiğini; bu anlamda ezilen ve sömürülen sınıfların devrimci zorunu hazırlama, örgütleme ve açığa çıkarmanın tarihsel ve siyasal bir görev olduğunu gördüler ve onun devrimci pratiğine giriştiler.

'71 devrimci hareketi, 50 yıllık TKP geleneğinin reformist-revizyonist siyasi-ideolojik çizgisinden esaslı bir kopuştur.

'71 devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya'nın silahlı mücadele yürütülmesi ve devrimin savaş örgütünün kurulması konusundaki düşünceleri ve pratik girişimleri, bu anlamda sonraki yıllarda da devrimci çizgide devrimci ısrarı ve sürekliliği getirmiştir. Türkiye'de demokratikleşme ve özgürlüğün, seçimli-parlamentarist yoldan, "anayasal değişiklik" beklentileri ve "süreç"lerle gerçekleşmeyeceğine tarih defalarca tanık oldu. Olmaya devam ediyor. 

Öncesi bir yana, yakın dönemin deneyimi, Ortadoğu'da devrimci siyasetin silahlı güç olmaktan geçtiğini göstermeye yetiyor. Yine, faşist diktatörlüğün devrimci harekete dayattığı "terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" tasfiyeci saldırı dalgasına karşı siyasi ve ideolojik mücadelede, '71 devrimci hareketinin mirası bize yol gösteriyor!  

ANTİEMPERYALİST MÜCADELE GELENEĞİ
Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da, tarihsel antiemperyalist mücadele geleneğinin yaratılması ve yürütülmesinde, '71 devrimci hareketinin öncü bir rolü vardır. İncirlik ve Kürecik üsleri, NATO, 6. Filo, CIA, Kontrgerilla ve ABD emperyalizmine karşı kitlesel mitingler ve devrimci eylemler tarihsel anlamda büyük önem arz etmektedir. Son 54 yılda, ABD emperyalizmi, NATO, CIA ve Gladyo, dünyada devrim ve sosyalizm mücadelesi yürüten parti ve gruplar için karşıdevrimci odaklar ve kurumlar işlevi görmüştür. Karşıdevrimci operasyonları, işkenceleri ve istihbarat paylaşımları, askeri darbe girişimleriyle faşist rejimlerin ayakta kalmalarını sağlamıştır. Modern revizyonist SSCB ve Varşova Paktı'nın yıkılması ve emperyalist sisteme entegre olmalarının, dünyadaki güç ilişkileri ve dengelerinde yarattığı değişiklik ve belirsizliklerden sonra bugün ABD emperyalizminin "kuralsız ve sınırsız" biçimde dünya halkları ve ilericilerine, itiraz yükselten ülkelere saldırmasının önünü açmıştır. Son olarak Gazze, Venezuela, İran, Küba ve başka ülkelere yönelik tehdit ve haydutluklarıyla dünya ve insanlık için büyük bir bela ve tehdit oldukları açığa çıkmıştır. '71 devrimci hareketinin emperyalizme karşı mücadelesi, bugün de bize yol gösteriyor. Ankara'da yapılacak NATO zirvesine karşı NATO'nun 2004 İstanbul zirvesine karşı geliştirilen antiemperyalist kampanyanın deneylerinden esinlenerek Denizlerin ruhuyla hazırlanmak, onların anısına bağlılığın gereğidir.

HALKLARIN KARDEŞLİĞİ VE ORTAK MÜCADELESİ
Deniz Gezmiş ve Dev-Genç'in Zap suyu üzerine yaptığı, "Devrimci Gençlik Köprüsü", Kürt ve Türk halkalarının kardeşlik köprüsüdür. İstanbul Boğaz Köprüsü inşası karşısında, Zap köprüsünün inşa edilmesi, halklar arasındaki eşitlik ve adalet bakımında da sembolik bir anlam taşımaktadır.

TC Devleti'nin Kürdistan'daki katliamları, komanda saldırıları ve yat-kalk talimlerine karşı, Dev-Genç ve Denizlerin söylemi ve mücadeleleri önemlidir. Kürt halkının ulusal statü ve kültürel haklarına sahip çıkılmasında, hiç şüphe yok ki, '71 Devrimci Hareketi'nin Kürdistan devrimcileriyle dayanışma ve ortak mücadele geleneğinin ortak bir tarihi vardır.   

Deniz Gezmiş ve bir grup arkadaşı, 1969 Haziranı'nda Filistin'e gider, 9 ay boyunca askeri eğitim alırlar. Türkiye'de halklarımız ve devrimci hareketin Filistin'le dayanışma düşüncesi ve geleneğinin geçmişi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin kamplarındaki eğitimi ve mücadelesine dayanmaktadır.

Denizleri anmak, dünyayı değiştirme eylemini büyütmektir. Devrimci siyaset çizgisinde yürümek, antiemperyalist mücadele geleneğini sürdürmektir. 3. emperyalist savaş hazırlıklarına, ABD-İsrail ve İran arasındaki gerici emperyalist savaşa karşı çıkmaktır. Dünyanın her tarafında kapitalizmin yağma ve sömürü düzenine karşı sosyalizm bayrağını yükseltmektir.