Öcalan'dan yeni açıklama: Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar
Kürt ulusal demokratik hareketi lideri Abdullah Öcalan, "Barış ve Demokratik Toplum" açıklamasının yıl dönümünde yeni bir açıklama yaptı. "Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur" diyen Öcalan, demokratik entegrasyona geçiş için barış yasalarının gerekli olduğunu belirtti. Öcalan ayrıca, "Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır" dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti ile DEM Parti, Kürt ulusal demokratik hareketi lideri Abdullah Öcalan'ın yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"nın birinci yıl dönümü dolayısıyla basın toplantısı düzenledi.
Toplantıda, Öcalan'ın yeni mesajı Pervin Buldan tarafından okundu.
Mesajında "Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı" diyen Abdullah Öcalan, "27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir" diye belirtti.
Abdullah Öcalan mesajında şunları vurguladı:
"Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.
Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar.
Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır.
Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir."
Demokratik entegrasyona geçiş için barış yasalarına ihtiyaç olduğunu belirten Abdullah Öcalan, "Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var" diye belirtti.
Abdullah Öcalan şunları belirtti:
"Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir.
Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar."
Kadınların, "demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücü" olduğunu belirten Abdullah Öcalan, "Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir" dedi.
HATİMOĞULLARI: İKTİDAR ARTIK 27 ŞUBAT ÇAĞRISINA UYGUN KARARLAR ALMALIDIR
Basın toplantısında söz alan Hatimoğulları, "Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır. Artık 27 Şubat çağrısının içeriğine ve tarihsel ağırlığına uygun kararlar alınmalıdır. Gecikmeden politika üretilmeli, net bir yol haritası belirlenmeli, somut ve güven verici adımlar atılmalıdır. Barış iradesi kurumsal karşılığını net bir biçimde bulmalıdır" dedi.
Hatimoğulları, Öcalan'ın geçen yıl ki 27 Şubat çağrısının arkasında olduklarını belirtti, "Amasız fakatsız arkasındayız" dedi.
'ARTIK SORUMLULUK DEVLET VE YÜRÜTME ERKİNDE'
Bakırhan da, 27 Şubat'ın "halklar için yıkımdan çıkışın, ortak ve onurlu bir yaşamın pusulası" olduğunu belirtti, "Barış tek taraflı adımlarla sağlanamaz; artık sorumluluk devlet ve yürütme erkindedir" dedi.
Tuncer Bakırhan şöyle konuştu: "Artık bir eşiği aşmak zorundayız. Bir yıldır aynı eşikte bekleyip duruyoruz. Barış içinde birlikte yaşama kararlılığı artık pratiğe dönüşmelidir. Yaptığımız binlerce toplantının temel düşüncesi de buydu. Somut ve pratik adımlardı. Meclis Komisyonunun raporunda belirtilen yasal adımların da bu mübarek Ramazan ayının bütünleştirici ruhuna yakışır bir şekilde artık hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyoruz. Artık barışın hukuku yazılmalı, yasal ve anayasal güvence mekanizmaları işletilmelidir."
Bakırhan, Öcalan'ın statüsünün de net bir şekilde tanımlanması gereğine işaret etti, "Tarihsel ve toplumsal barışın tesisi için Sayın Öcalan’ın rolü, pozisyonu veya yasal statüsü net bir şekilde tanınmalı ve güvence altına alınmalıdır" dedi.
DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan da, Sırrı Süreyya Önder'i "Barış mücadelesini kendi yaşamına tercih etmişti. 7’den 70’e herkes bu güzel günleri görsün, barışı yaşasın diye" sözleriyle andı.