Güneş Akan yazdı / 20. yüzyılın kaçak kölesi: Özgür Assata
Sürekli sorgulayan ve gerçeğin peşinden koşan Assata'nın satırlarında, özgürlük tutkusunu, devrimci iradesini, öğretilmiş kadınlık rollerini reddedişini, tutsaklığında işkenceye karşı direncini ve zor koşullarda yazdığı şiirlerini okuma şansı elde ederiz.
"Tek sahip olduğum şey ruhum ve gerçeği söyleme iradem."
Sesi ve ruhu ile adını tarihe yazdıran nice devrimci kadın var. Onlardan biri de Assata Shakur'dur.
Ceylan Yayınları'ndan çıkan "Kara Panter Efsanesi Assata" kitabında Shakur'un kendi kaleminden hayat hikayesini, siyahi bir kadın devrimcinin yaşam mücadelesini ve ABD'nin ırkçı politikalarını okuyoruz. Assata, çocukluğundan itibaren karşılaştığı ırkçılığın, dışlanmanın, sosyal, sınıfsal farkların tüm çelişkilerini derinden yaşar.
Devrimci mücadeleyi seçme nedenini; "oturup hayatımdan göremediğim ‘tüm renkli' yerleri toplasan büyük bir öfke yumağı ortaya çıkar" sözleri ile anlatır Assata.
Kitabın her sayfasında Assata Shakur'un ve siyahi Kurtuluş Hareketinin tarihsel ezilmişliğe karşı verdiği özgürlük mücadelesine tanık oluyoruz.
"Ben 20. Yüzyılın kaçak kölesiyim" diyen Assata, kapitalizmin asimilasyoncu, yozlaştırıcı sistemini sorgular. Ve aradığı soruların cevabını örgütlü mücadelede bulur.
"Mücadele eden kadın" ve "halk sevgisi" anlamına gelen "Assata Olugbela Shakur" adını alarak mücadeleye katılır ve Kara Panterlerin özgürlük savaşçısı olur.
Bir otobiyografiden fazlasıyla karşılaştığımız bu kitapta, yaşamın her alanına sirayet eden beyazların ırkçılığının devlet eliyle nasıl örüldüğünü görürüz bir kez daha.
Sürekli sorgulayan ve gerçeğin peşinden koşan Assata'nın satırlarında, özgürlük tutkusunu, devrimci iradesini, öğretilmiş kadınlık rollerini reddedişini, tutsaklığında işkenceye karşı direncini ve zor koşullarda yazdığı şiirlerini okuma şansı elde ederiz.
"Özgürlüğünü kazanmak için bir güç ve birlik olmaları gerektiğini ve siyah devrimci liderler tarafından yönetilen, siyah devrimci bir partinin elzem olduğunu" söyleyen Assata, partisinde öncü bir rol oynar. Örgütünün programındaki eksiklikleri ve siyasi gelişim sorunlarını görür. "Parti, içindeki insanlar kadar güçlüdür" diyerek yoldaşlarının gelişimine kafa yorar.
Kara panterlerin kitleselleşmesi FBI'ı harekete geçirir. Örgüt "ülkenin iç güvenliğine yönelik en büyük tehdit" olarak lanse edilir. Assata parti içindeki yoldaşı sandığı ajanlarla karşı karşıya gelir, iradesini kırma çabalarına karşı mücadele eder.
HAPİSHANEDE DİRENMEK: BİZ ÖZGÜRLÜĞE GEBEYİZ
FBI'ın en çok arananlar listesine alınan ve tüm polislere görmeleri halinde "vur emri" verilen Assata Shakur, Mayıs 1973'te iki yoldaşıyla birlikte seyir halindeyken siyahi oldukları gerekçesiyle durdurulurlar. Üçü de silahsızdır. Ve polis bunu bilir. Ama kurulan komplo devreye sokulur. Kendilerine saldıracakları iddiasıyla arabayı kurşunlarlar. Assata'yı korumaya çalışan yoldaşı hayatını kaybederken, Assata 3 yerinden yaralanır. Olayda bir polisi de öldüren eyalet polisleri cinayeti Assata'nın üzerine yıkar.
Devlet ve medya iş birliği ile günlerce süren karalama kampanyası ile Assata hedef haline getirilir. Yıllarca itibarsızlaştırılmaya çalışılır. Asılsız iddialarla hapishanede tecrit koşullarında tutularak yargılanır. Olay da ağır yaralanan Assata'nın ölmesini bekleyen polisler ölmeyeceğine kanaat getirdikten sonra ambulans çağırmak zorunda kalırlar. Karga tulumba götürüldüğü hapishanede Assata günlerce FBI polisleri ve ırkçı doktorların fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kalır. Zorla ifadesini almaya çalışırlarken "Size saatin kaç olduğunu bile söylemeyeceğim" sözleri ile direnir. Katlettikleri yoldaşının cansız bedenini yanı başına getirip ölümle tehdit ederler. Bir rahip getirtip son duasını okuturlar. Assata en son öfke ile haykırır rahibe; "Git buradan ölmeyeceğim."
Ve tüm iradesiyle, inancı ve kararlılığıyla direnmekten vazgeçmez asla. Günlerce süren korkunç ağrılarına rağmen yaşama tutunur. Ölüme meydan okur. Irkçı doktorların aksine, 2 siyahi hemşirenin dayanışmasıyla da karşılaşır. Kendisine getirdikleri şiir ve roman kitapları ile yaralarını sarar adeta. Bu sefer işkencecilerin yüzlerine karşı yüksek sesle şiir okuyarak direnir. Hemşire kız kardeşlerine minnet duyan "Assata, "Yeryüzünde insanları gerçekten sevenlerle ve yeryüzündeki tüm devrimci güçlerle bir oluyordum" diyerek kadın dayanışmasının ve insanlığın güzelliğine sarılır. Bir gün sabaha karşı daha tedavisi tamamlanmadan apar topar hapishaneye götürülen Assata'nın kısmi felçli kolunu sözde muayene eden kurum doktorunun "Bir şeyin yok, gayet iyisin" sözlerine karşı Assata'nın öfkesine ve tedavi hakkına erişmek için yürüttüğü mücadelesine tanık oluruz. Kitabın hapishane bölümüne geldiğimizde bambaşka bir dünya ile karşılaşırız. Yanı sıra tecrit koşullarının ve hapishane uygulamalarının ne kadar tanıdık olduğunu görürüz.
Daima tecrit koşullarını aşma uğraşında olan Assata'nın karşılaştığı her türlü işkenceye karşı, bilincine, yüreğine, inatçılığına ve devrimci karanlığına hayranlık duyarız. Hücresinden yüksek sesle yan koğuşlarla iletişime geçen Assata'nın "kız kardeşlerim" dediği siyahi kadınlarla kurduğu ilişkileri okunmaya değer. Yoksulluğun, yoksunluğun, sınıfsal sömürü düzeninin, ırkçılığın bir araya getirdiği siyahi kadınların her şeye rağmen yarattıkları, renkli dünyalarına tanık oluruz sayfalarca.
1973'ün Temmuz'una geldiğinde Assata, aylarca yaşadığı tecridi kırmayı başararak, kendisine yönelik yürütülen çirkin karalama kampanyalarına karşı dışarıya bir ses kaydı gönderir. Siyahi bir devrimci kadın olarak yürüttüğü haklı mücadelesini, Kara Panterler'in varlık nedenini uzun uzun birçok yanıyla anlattığı ses kaydı yoldaşlarınca birçok radyo istasyonunda yayınlanır. Söylediklerinin siyahi halkın desteğinde, sevgisinde, dayanışmasında bulduğu karşılığı hayranlıkla okuruz. Yıllarca süren tutsaklığında Assata çoğunlukla erkek hapishanelerinde tutulur. Ve erkek gardiyanların da ırkçı ve cinsel saldırılarına maruz kalır. "Dikkatli ol" diyen iç sesi onu kendince önlemler almaya götürür. Geceleri hücresinin kapısına gelen erkek gardiyanları "Ortalığı ayağa kaldırarak" kovar. Gardiyanların cinsel saldırılarına ve intihar süsü vererek işledikleri cinayetlerine karşı her an tetikte olur.
Kitabın mahkeme ve yargılama bölümlerini okurken, ABD'nin ve genel olarak burjuva hukuk sisteminin ikiyüzlülüğünü görürüz bir kez daha. Devrimci tutsaklara dönüp komplo davaların devlet- yargı- polis eliyle nasıl hazırlandığına tanık oluruz. Asata'nın "Her mahkeme salonuna girdiğimde kendimi absürt bir tiyatroya girmiş gibi hissediyorum" sözleri ile mahkeme salonundaki adaletsizliği okuruz sayfalarca. Söz konusu yargılanan siyahi devrimci bir kadın olunca da "oyun"un tüm çıplaklığıyla nasıl sergilendiğini görürüz.
Asimilasyonun sembolü haline getirilen kıvırcık saçlarını özgür bırakarak örgütlü mücadeleye katılan Assata Shakur, bir öğretmen, bir şair, bir anne olmanın çok çok ötesinde, bir kadın devrimci olarak adını tarihe yazdırmıştır. Onun şahsında siyahilerin tarihsel mücadelesine dokunurken, Shakur'un cesaretine, inancına, direncine, devrimci kararlılığına, umutlarına hayranlık duyarız.
Ve bir solukta, okunacaklar listesinde olan kitabı bittiğinde kesinlikle bir otobiyografiden daha fazlası olduğunu anlarız. Ve dönüp tekrardan Assata'nın kapaktaki fotoğrafına bakarken, gözleri bizi yeni bir yolculuğa davet eder.
Ömrünü adadığı mücadelesine yazdığı dizeleri ile iyi okumalar...
"Sürdürdük biz geleneği/ Saklandık çalılara/ Geldiğinde köle sahipleri/ Ellerinde mızraklarla/ Ve zaman olgunlaştığında/ Sıçradık dışarı ve deştik can damarını/Efendi olacakların..."