Gümüştaş: Bu ablukayı dağıtacağız
Siyasi kırım saldırısına dair değerlendirmelerde bulunan Özlem Gümüştaş, "Topyekun bu abluka karşısında birleşik mücadele ortaya koymalı ve şunu söylemeli: 'Bu ablukayı dağıtacağız.'" dedi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve sosyalist kurumlara yönelik siyasi kırım saldırısında gözaltına alınan Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB) avukatı ve ESP PM üyesi Özlem Gümüştaş siyasi kırım saldırısına dair değerlendirmelerde bulundu. Gümüştaş; operasyonun bir tasfiye amacı taşıdığına ve saldırının birleşik bir mücadeleyle kırılabileceğini ifade etti.
Saldırılar karşısında mücadelenin başat konulardan birisi olacağını ifade eden Gümüştaş, "Kamuoyu, bu tür dosyalarda gizlilik kararı olduğu için hemen hukuki verilere bilgilere ulaşamaz ama yandaş medya eliyle çok büyük bir kara propaganda yürütüldüğü için ve buna İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın doğrudan kullandığı X hesabı da eklendiği için birçok şey konuşuldu. Bu kişilerin çok sayıda eylem talimatı verdikleri, 'terörsüz Türkiye' stratejisi doğrultusunda ilerlerken bu kişilerin ve kurumların sayısız terör faaliyetine imza atabileceği gibi bir dizi şey söylendi. Savcılığın açıklamasında EHB de dahil kişilerin çalışanı oldukları bütün siyasi parti kurum ve kuruluşların adları geçirilmek suretiyle 'terör ve yasadışılıkla' suçlanmış oldular" dedi.
'KBG EYLEMLERİ SORUŞTURMA KONUSU YAPILDI'
Düşünceleri bağlamında katıldıkları eylemlerin dosyaya konu yapıldığını belirten Gümüştaş, "Bu estirilen terör sözlerinden çok daha uzakta devrimci, sol, sosyalist, yurtsever güçlere dönük klasik bir siyasi operasyon çapıyla yürütüldüğünü görmüş olduk. Her zamanki gibi ESP ve onun faaliyetleri bu saldırının merkezindeydi. BEKSAV'da çalışan kültür sanat emekçileri, yayıncılar gazeteciler doğrudan bu kurumlarla ilgili faaliyetleri nedeniyle bu saldırının içine dahil edilmişti. İHD'nin merkez yöneticisi bir arkadaşımız İHD'ye girerken görüntülendiği için suçlanıyordu. Murat Başkan parti üyelerinin davasını takip etmek üzere adliyeye geldiği için teknik takiple izlenmişti. Ben bir AYM başvurusunu yaptığım için aramızda bir hesap hareketi oldu diye dosyanın konusuydum. İşçi Emekçi Birliği, Kadınlar Birlikte Güçlü gibi sayısız demokratik birleşim tarafından gerçekleştirilen eylemler de soruşturmanın konusu yapılmıştı" diye konuştu.
'HUKUK ÖLÇÜLERİNİ AŞIYOR'
Bu operasyonun önceki saldırılara kıyasla farkları olduğuna dikkat çeken Gümüştaş, "İtirafçılara bir şeyler söyletme, eylemleri teknik takiple izleme, kurumlara giriş çıkışı suç unsuru olarak görme gibi klasik ama hedeflediği sayı, kent, bileşim bakımından çok çok farklı bir operasyon. ESP'ye dönük gözaltı tutuklama saldırıları içerisinde yirmi yıldan sonra en ağır saldırıdır bu. Bir siyasi partinin bütün bileşenleriyle birlikte, herhangi bir hukuki gerekçe aranmaksızın, bir gözaltı ve tutuklama saldırısının muhatabı yapılması; hukuken değil ama fiilen bir kapatma durumunun çıkmış olması; bir partinin faaliyetlerini bir terör soruşturmasının konusu yapma meselesi bakımından bilinen bütün hukuk ölçülerini aşıyor.
Saldırının bütün demokratik, yurtsever güçler için bir eşiği ifade ettiğine dikkat çeken Gümüştaş, "Hukukun içinde bu saldırının yanıtlarını bulmak mümkün değil. Siyasi yanıtı: Yandaş medyanın da söylediği gibi, sosyalistlerin Türkiye'de gerçekleştirildiği söylenen çözüm sürecine dönük görüşleri. Yani; işletilen sürecin bir barış ve demokrasi değil aksine bütün demokratik kurum ve kuruluşların tasfiye edilmesine demokrasi ve özgürlüklerin boğulmasına dönük bir stratejiyle ilerletiliyor olması. Çok uzun zamandır ESP ve sosyalistler bu meselenin odağında duruyor. Bundan kaynaklı da özel bir terör konseptinin, özel bir saldırının da ana halkasını oluşturuyorlar" dedi.
'DEVLET YOL TEMİZLİĞİ İSTİYOR'
Geçen sene de aynı saldırı konseptinin denendiğini hatırlatan Gümüştaş, "Bir yol temizliği istiyor. Üçüncü dünya savaşının daha belirginleşen emareleri, Ortadoğu'daki gelişmeler, Türkiye'de bir NATO toplantısına hazırlık gibi bütün gelişmeler içerisinde bir kez daha sosyalistler, devrimci demokratik kurumlar esir edilmiş oldular. Bu, bundan sonraki süre içerisinde de devletin ve onun yargı mekanizmalarının, siyasi kolluğun bütün mücadele güçleriyle bu biçimde ilişkilenebileceği anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.
'SOSYALİSTLER TOPYEKUN HEDEFTE'
Operasyonda evlerde bulunan "Komünist Manifesto, Türkiye Komünist Hareketi'nin Tarihi" gibi kitaplara el koyularak suçlama delili yapıldığına dikkat çeken Gümüştaş, "Aramayı yapan polis memuru açısından refleksif bir durum ama saldırının hedefi bakımından da belli bir ideolojik şey koyuyor ortaya. Sosyalistler, direnme ve mücadele adına sözü, eylemi, gücü olanlar ve böyle bir tarihsel direniş geçmişine dayananlar topyekun hedefteler. Çünkü rejim tam olarak şöyle ilişkileniyor meseleyle. Kürt hareketi ile başka bir eksenden bir süreç örgütleniyor. Ya bu sürece, bu sürecin getirisi olan bazı şeylere boyun eğilecek ya da demokrasiden, özgürlükten, mücadeleden yana bu sürecin dışında söz kurmaya devam edenler topyekun bu saldırıların odağında olacak. Bu zaten ilan edilmişti. Defaatle de değişik biçimlerde tekrarlanıyor" şeklinde konuştu.
'BU ABLUKAYI DAĞITACAĞIZ'
Gözaltına alındıkları andan itibaren kapsamlı bir siyasi kırım saldırısının hedefinde olduklarını fark ettiklerini ifade eden Gümüştaş, "Çok sayıda tutsak verilecek bu belli, yargı mekanizması oradaki zincir belli. O kararın vatan emniyette yazıldığı da belli. Hapishanelere götürüleceğimiz araçlar da belliydi. Ama şöyle düşünüyorsunuz; bu nasıl kırılabilir? Toplumun, ilerici demokratik güçlerin, devrimci güçlerin buna yüksek sesle itiraz etmesiyle kırılabilirdi. Ve bu ilk andan itibaren başarıldı. O sis bombası, manipülasyon, kara propaganda içerisinde özgürlüğün ve direnişin dili konuştu, dayanışmanın dili konuştu. Şimdi bundan sonrası bakımından da aynı şey geçerli. Sadece ESP'yle, gazetecilerle dayanışmak değil. Topyekun bu abluka karşısında özgürlüğü savunmak, birleşik mücadele ortaya koymak gerekiyor. Ve şunu söylemeli: 'Bu ablukayı dağıtacağız.' Kazanacağız sözünü eylemle, birleşik mücadeleyle yükseltmek gerekiyor" dedi.
'GÜCÜMÜZE, DOĞRULUĞUMUZA GÜVENDİK'
Gözaltı sürecinin çok moralli ve güçlü geçtiğini ifade eden Gümüştaş, sözlerini şöyle noktaladı: "Herkesin susma hakkını kullandığı, 'Birkaç sohbet edelim, konuşalım, tutuklanacaksınız' diyen polise kapıların sert biçimle kapandığı, marşların sloganların susmadığı bir gözaltı süreci yaşadık. Hapishanenin yolunu tutan arkadaşlar aynı dirençle devam edecekler. Dışarıya çok güvendik; kendi gücümüze, kendi doğruluğumuza çok güvendik. ESP, bu tür saldırıları çok atlatmış bir siyaset ve bununla bütün direnişçi güçlere umut vermiş bir bütünlük. O nedenle yine aynı sorumlulukla bütün gövdesiyle hapishanede de direnecek. Özellikle tutsaklar bakımından dayanışmamızı esirgemeyelim. Dışarıda hepimizin özgürlüğü için, 'Birimiz hepimiz için' duygusuyla yapılacak bütün çağrılara katılalım, destek olalım."