28 Şubat 2026 Cumartesi

Filistin aynasında yeniden sömürgecilik

Umut Gazetesi Yazarı Cenk Ağcabay, Dayanışma Yazıları kampanyası kapsamında yazdı.

Amerikan emperyalizminin Filistin halkını köleleştirme ve Siyonist İsrail'i bölgenin hegemonik gücü haline getirme hamleleri hız kesmeden devam ediyor. ABD bölgedeki askeri varlığını azaltma ve askeri varlığını azaltırken etki alanını genişletme hedefi doğrultusunda yeni adımlar atmaya çalışıyor. Bir Amerikan Büyükelçisi 2018 yılında Batı Şeria'daki bir İsrail yerleşimini ilk kez resmi olarak ziyaret ettiğinde, bu durum dünya basınının manşetlerine "bir tabunun yıkılması" olarak taşınmıştı çünkü dünyanın büyük bir çoğunluğu bu yerleşimleri "yasadışı" olarak kabul ediyor ve ABD emperyalizmi bu genel kabulü dikkate almak zorunda kalıyordu. 

ABD emperyalizminin İsrail'deki üslerinden Kudüs'teki ABD Büyükelçiliği, hızla büyüyen bir Yahudi yerleşim yeri olan Efrat'ta, Amerikan vatandaşlarına pasaport konusunda yardım sunmak için bir ofis açacağını duyurarak "tabuyu yıkmak" için harekete geçtiğini bildirdi. Büyükelçilik, önümüzdeki aylarda Beitar Illit'te de bir ofis açacağını duyurdu. İsrail parlamentosundaki yerleşimci milletvekili ve eski Knesset Başkanı Yuli Edelstein ise bunu "muazzam öneme sahip kutsal bir adım" olarak değerlendirdi.

ABD emperyalizmi Ortadoğu'daki temel müttefiki İsrail'in ayrıcalıklı konumunu güçlendirmek ve bölgesel hegemonyasını daha sağlam temellerde inşa etmek için yeni adımlar atıyor. 

Trump'ın Gazze'de "barış ve yeniden inşa" için oluşturduğunu iddia ettiği Barış Kurulu'da bu hedef doğrultusunda hayata geçirilmek istendi. Bu çerçevede Vaşington'da gerçekleştirilen Barış Kurulu toplantısında, hiçbir Filistinli bulunmazken, Gazze'deki soykırımın sorumlusu Siyonist İsrail toplantıda Dışişleri Bakanı tarafından temsil ediliyordu. Soykırımcılar "barış ve yeniden inşa" masasındaydı. Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff açılış konuşmasında, "Benjamin Netanyahu'ya minnettarlığımızı belirtmek önemlidir. O olmasaydı, bunların çoğu gerçekleştirilemezdi." dedi. Barış ve yeniden yapılanma toplantısı soykırımcı Netanyahu'ya teşekkürle açıldı. Toplantının niteliğini ortaya koymak için bundan daha iyi bir açılış tasavvur edilemezdi. 

Barış Kurulu toplantısı ve "Batı Şeria'daki tabunun yıkılması" Ortadoğu'da emperyalizm tarafından inşa edilmeye çalışılan politik zeminin temel unsurlarına işaret ediyordu. Emperyalist hegemonyaya hizmet temelinde yan yan getirilen ögeler görevlerini layıkıyla yerine getirmeliydi. Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'da görevini layıkıyla yerine getirmek, emperyalizm için kullanışlı bir kadro olduğunu göstermek için Vaşington'da İsrail dışişleri bakanının yanında yerini almıştı. Barış Kurulu namlı soykırımcıları ve onların önde gelen finansörlerini buluşturmuştu ve Türk Dışişleri bakanı da onlarla ya yanaydı. Kuşkusuz ki Hakan Fidan Gazze halkını emperyalizme satmak için oradaydı. Sahte Filistin dostu Hakan Fidan, Barış Kurulu'nda Netanyahu'ya teşekkür edilirken, aile fotoğrafında İsrail dışişleri bakanıyla aynı hizada poz verirken hiçbir rahatsızlık duymuyordu. Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri temsilcileriyle birlikte bölgenin sağlam emperyalizm işbirlikçisi olarak yerini almıştı.  

Barış Kurulu komedyasının ayırt edici unsurlarından biri, bölgeye barış ve istikrar getirmek için oluşturulduğu iddia edilen bu sömürgeci projenin ilk toplantısında bölgeye büyük yıkım getirecek bir savaş tehdidinin bizzat kurulun başkanı tarafından dile getirilmesiydi. ABD emperyalizmi bir süredir çok büyük ölçekli bir savaş için ihtiyaç duyulacak askeri yığınağı İran etrafına yerleştiriyor ve artık süreklileşen açıklamalarla İran'ı tehdit ediyor. ABD'nin İran çevresine yerleştirdiği savaş araçlarının niceliği ve niteliği, çok büyük yıkımlara yol açabilecek ve bölge üzerinde çok köklü etkiler yaratacak bir savaş için hazırlıkların belirli bir aşamaya geldiğine işaret ediyor. ABD'nin İran'a yönelecek saldırısının hızla Irak'tan Suriye'ye, Lübnan'dan Yemen'e geniş bir alanı tutuşturması çok muhtemel. Barış Kurulu komedyası işte böylesi büyük bir tehdidin baş gösterdiği bir momentte sahnelendi.

Emperyalizmin yeniden sömürgeciliği hayata geçirmek için yeni adımlar attığı bir dönemde, bu adımların etki ve sonuçlarını görmek ve buna uygun politik konumlanışlar geliştirmek devrimciler açısından önem kazanmaktadır. Yeniden sömürgeleştirme politikasına uygun olarak emperyalizm eski "makyaj" politikalarına gereksinim duymuyor. Emperyalizmin yeniden sömürgeleştirme hamlelerinin en görünür hale geldiği Gazze, bu noktada iyi bir zemin sunuyor. Gazze'deki soykırım esas olarak tüm bölgedeki politik ve askeri oluşumların emperyalizm yanında saf tutması ya da tasfiyesi yolunda ilerleyen politik sürecin bir aşaması olarak kabul edildi. Emperyalizm Ortadoğu'yu yeniden şekillendirirken hassas noktalar için özel politikalar geliştiriyor. Filistin direnişinin kırılması ve Filistin halkının diz çökmesi temel hedefti. Gazze soykırımına paralel olarak Batı Şeria'da yoğunlaşan yerleşimci saldırganlık Filistin için öngörülen geleceğe ışık tutuyor. 

İsrailli yerleşimcilerin yasadışı olarak işgal ettikleri bölgeler giderek genişliyor ve işgaller İsrail devleti tarafından her yönden destekleniyor. Evlerin, araçların, bağ ve bahçelerin yakılması Filistin'de artık gündelik bir gerçeklik. Gün ortasında ellerinde silahlarıyla dolaşan İsrailli yerleşimciler, faşizmi ete kemiğe büründüren görüntüler sunuyor. Gazze'deki soykırımla birlikte herkes daha açık konuşmaya başladı. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee Amerikalı gazeteci Tucker Carlson'la söyleşi. Carlson söyleşide Huckabee'ye, İncil'e göre, İsrail'in Mısır'daki Nil Nehri ile Fırat Nehri arasındaki topraklar üzerindeki hak sahipliğine dair düşüncesini sordu. Huckabee'nin yanıtı:  "Hepsini alsalardı iyi olurdu." oldu. Sıkı Siyonizm yanlılığıyla tanınan Huckabee, Ortadoğu'nun İsrail'in "doğal hakkı" olduğunu düşünüyordu çünkü kutsal kitap bunu söylüyordu. 

Daha önce Batı Şeria diye bir yer olmadığını, oranın "Yahudiye ve Samiriye" olduğunu da söylemiş olan Huckabee, İsrail elçiliği öncesinde Siyonist yerleşimcilere verdiği destekle gündemdeydi. 2018 yılında Batı Şeria'daki Efrat'ta Siyonist yerleşimcilerle birlikte bir inşaatta tuğla örerken görüntülenmişti. Bugün bulunduğu konum şaşırtıcı değildi. İsrail'deki en büyük muhalefet partisinin lideri Yair Lapid de partisinin düzenlediği bir konferansta yaptığı konuşmada aynı konuyu ele aldı. Lapid'de Huckabee ile aynı kanıdaydı. Şunları söyledi: "Siyonizm İncil'e dayanmaktadır. İsrail toprakları üzerindeki yetkimiz İncil'e dayanmaktadır. İsrail topraklarının İncil'deki sınırları açıktır... Bu nedenle, sınırlar İncil'deki sınırlardır. Yahudilere geniş, büyük, güçlü bir toprak ve bizim, çocuklarımızın ve torunlarımızın güvenli bir sığınağı sağlayacak her şeyi destekliyorum. Bunu destekliyorum." İsrail'in en büyük muhalefet partisi liderinin iktidardaki soykırımcı hükümetle paylaştığı temel zemin Siyonizm'e dayanıyordu. Amerika'nın savaşçı Senatör Lindsey Graham'da aynı günlerde yaptığı bir açıklamada, İsrail'i desteklemenin temel görevleri olduğunu şu sözlerle ifade etmişti: "Amerika İsrail'e desteğini keserse Tanrı'da bize desteğini kesecektir."

İsrail Başbakanı Netanyahu İsrail gerçekliğini çok daha net ifadelerle ortaya koydu. ABD'deki Siyoist Lobinin düzenlediği bir konferansa konuşan Netanyahu, "İsrail ABD'ye bir yük, değil onun için stratejik bir varlıktır." dedi. Netanyahu çok doğru bir noktaya işaret etmişti. Soykırım desteğine ahlaki, dini gerekçeler bularak açık gerçeği gözlerden gizlemek isteyenlere en açık yanıt Netanyahu'dan geldi. İsrail ABD için stratejik önem taşıyan bir bölgede güçlü bir varlık. İsrail'in vazgeçilmezliği esas olarak buna dayanıyor. Filistin halkının kuşaklardır maruz kaldığı zulüm bu temelden besleniyor. İsrail emperyalistlerden sadece hizmetinin karşılığını alıyor. Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese Gazze soykırımına karşı sesini cesaretle yükseltti, raporları ve açıklamalarıyla soykırımcı İsrail'i mahkum etti. ABD ve İsrail yönetimlerinin sürekli saldırdığı Albanese'ye yönelik yaptırım kararı ABD'den gelmişti. İtalya vatandaşı olan Albanese ve ailesine uygulanan yaptırımlar, ailenin finansal sistemden kopmasına neden olmuş ve aile mali sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştı. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Albanese, günlük ödemeler yapma konusunda sıkıntılar yaşadığını ve ABD vatandaşı kızı nedeniyle kaygılı olduğunu belirtti. İsrail söz konusu olduğunda ABD yönetiminin gözünün hiç bir şeyi görmediği bu örnekte açıklık kazanıyor. 

Uluslararası Ceza Mahkemesi hakimlerinden Canadian Kimberly Prost'un Amazon ve Google hesapları, kredi kartları aniden iptal edilmiş. "Buna inanmak çok güç" diyen Prost, bu süreçten maddi ve psikolojik olarak çok etkilendiğini anlatıyor. Prost uygulanan yaptırımların hedeflerin şöyle açıklıyor: "Bunlar, işimizi objektif ve bağımsız bir şekilde yapma yeteneğimizi zayıflatmak için tasarlanmış zorlayıcı önlemlerdir." Uçak bileti rezervasyonundan herhangi bir mali işleme hemen her şeyi etkileyen yaptırımların hayatını ne denli zorlaştırdığını anlatan Pros'un hikayesi meseleyi daha berrak görmeye olanak sağlıyor. Bu hikayede bir hukukçunun yaşadığı sıkıntıları görüyoruz, ya onlarca yıldır emperyalizmin yaptırımları altında ilaçsız, gıdasız kalan koca ülkeler... Uluslararası Ceza Mahkemesi hakimlerinin ABD tarafından yaptırımlara tabi tutulmasının nedeni İsrail'in soykırımcı yöneticileri hakkında aldıkları karar. 

Filistin halkı ABD emperyalizmine karşı mücadele etmektedir. Bu nedenle, Filistin mücadelesi dünya halklarının ortak davasıdır. Emperyalist merkezler bu gerçeği çok iyi bildikleri için, Filistin direnişini soykırımla toprağa gömmeye çalışıyor. Filistin halkının direnişinin ezilmesi, emperyalizmin dünya halklarına karşı kazandığı bir zafer olacaktır. Her coğrafyadan emekçiler ve halklar Filistin mücadelesinin kendi davaları olduğu bilinciyle hareket etmelidir.