17 Nisan 2026 Cuma

Esra da korkmuyor biz de

Akbelen ormanını korumak için İkizköylüler de 2019 yılından beri, önce kandırılmak istendi, olmayınca karşısına jandarma dikildi, marjinal ilan edildi. Limak holdinge bağlı YK. Enerji’nin Akbelen'de yapmak istediği kömür madeni projesine karşı genci yaşlısı kadınlar mücadelenin en önünde, öznesi oldu. Esra da hayatımıza bu direnişle, hafızalara kazınan bir fotoğraf karesi ile girdi. Kısa süre önce vefat eden Zehra Nine'yi ve onun koruduğu ağacı, jandarma saldırısından korumaya çalıştığı o kare ile.

İktidarın rant ve talan politikaları hız kesmeden devam ederken yoksullaşma krizini de derinleştiriyor. Bir avuç zengin her gün daha da zenginleşirken emekçi halk sofraya bir tabak yemek koyabilmek için kölelik koşullarına mahkûm ediliyor. Öte yandan iktidar kitleler üzerinde rıza üretmek için en küçük çatlak sesi dahi baskı ve zor aygıtı ile susturmaya çalışıyor.

Sermaye ve devletinin politikaları sonucu işlenen suçları ortaya çıkaran gazeteciler, iş cinayetlerinde işçiler katledilmesin diye mücadele eden sendikacılar, doğası talan edilmesin diye direnen ekolojistler peşi sıra tutuklanıyor. Şubat ayı başında Polen Ekoloji Derneği Başkanı Cemre Nayır, Polen Ekoloji Kolektifi üyesi Yağmur Apa ve Cemil Aksu tutsak edilmişti. Kısa bir süre önce Akbelen direnişinin sembol isimlerinden Esra Işık da tutuklanma furyasından nasibini aldı.

Esra, Akbelen ormanı çevresindeki acele kamulaştırmaya karşı açılan dava kapsamında bilirkişi keşfine yönelik protestoların önüne geçmek için gözaltına alındı; devam edecek keşifler sırasında bilirkişilere baskı yapabileceği gerekçesiyle tutuklandı. Yani Esra, Limak Holding'in huzuru bozulmasın, rahatça Muğla'da doğa talanı yapabilsin diye tutuklandı. Ve Esra'nın tutuklanması ile yaşamı savunanlara mesaj verildi: Direnme!

MAPEG, binlerce hektarlık alanı kapsayan yüzlerce maden sahası için ihale duyurusu yaptı. Manisa, Gümüşhane, İzmir, Eskişehir, Balıkesir başta olmak üzere onlarca kent maden projesi kuşatmasında. Altın madenciliğinin bir işçi ve doğa katliamı olduğu gerçeği 13 Şubat 2024'te Erzincan İliç'te gözler önüne serildi. 9 işçi liç yığını altında can verdi, siyanür ve ağır metaller Fırat Nehri’ne karıştı. Doğaya geri dönüşü imkansız zarar verildi... Maden projesi öncesi ne yerel halkın itirazına kulak verildi ne de bilim insanlarına.

Sermayenin bitmek bilmez hırsı uğruna yer üstü ve yer altında tüm doğal varlıklar; yaban hayat, ormanlar, su havzaları, arkeolojik sit alanları katlediliyor. Karşı çıkan yerel halk ise önce parayla satın alınmaya çalışılıyor, olmazsa baskı ve zor aygıtları devreye konuyor. Bahçesinde domates-patlıcan yetiştiren köylü bir anda “terörist” oluveriyor.

Akbelen ormanını korumak için İkizköylüler de 2019 yılından beri, önce kandırılmak istendi, olmayınca karşısına jandarma dikildi, marjinal ilan edildi. Limak holdinge bağlı YK. Enerji’nin Akbelen'de yapmak istediği kömür madeni projesine karşı genci yaşlısı kadınlar mücadelenin en önünde, öznesi oldu. Esra da hayatımıza bu direnişle, hafızalara kazınan bir fotoğraf karesi ile girdi. Kısa süre önce vefat eden Zehra Nine'yi ve onun koruduğu ağacı, jandarma saldırısından korumaya çalıştığı o kare ile.

Defalarca jandarma saldırısı, yerleşim yerlerine yakın bölgede dinamit patlatarak başlatılan çalışma, köylülerin hedef gösterilmesi direnişi geriletemedi. Ancak iktidardan güç alan YK. Enerji de her fırsatta harekete geçti. Son olarak kömür madeni sahasını genişletme planı kapsamında, Akbelen çevresinde acele kamulaştırma kararı alındı. Bağdamları, Çakırdan, Çamköyü, İkizköy, Karaağaç ve Karacahisar'ı kapsayan toplam 679 parsel hakkında alınan bu karara karşı 96 kişi dava açtı. Mahkeme bilirkişi incelemesi başlatırken köylülere haber verilmedi. Esra tam da bu süreçte tutsak edildi.

Yaşam savunucularına yargı baskısı ne Cemre, Yağmur, Cemil ve Esra ile başladı. Ne de son olacak! Tablo ortada; sermaye ve devleti ülkenin her köşesini sondaj sahasına çevirdi. Maden sahaları JES, HES ve RES projeleri, kentsel dönüşüm adı altında rantsal dönüşüm, milli parkların, arkeolojik alanların statülerinin düşürülüp sermayeye açılması vs liste gittikçe uzar. Emeğimizi ve doğamızı azgınca sömüren sermaye devletine karşı mücadeleyi daha da yükseltmekten başka yol yok. Doğasını savunduğu için katledilen Aysin ve Ulvi Büyüknohutçu’dan Reşit Kibar’ın direnişiyle tutsak yaşam savunucularını alacağız. Bize cehennemi yaşatanların ayaklarına cehennemi getireceğiz.

Esra'ya, Yağmur'a, Cemre'ye ve Cemil’e özgürlük. Yaşam altından değerlidir.