Eğitim-Sen: Eğitimde bilinçli bir tasfiye süreci
Eğitim-Sen, Yusuf Tekin'i görevdeki 1000. gününde protesto ederken, "Bizim öğrencilerimize, velilerimize ve halkımıza olan sözümüz, aydınlık bir ülke için mücadele etmektir" dedi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Milli Eğitim Bakanlığı'nın önünde Yusuf Tekin'in görevdeki 1000. günü olması sebebiyle basın açıklaması gerçekleştirdi. Eylemde, "1000 gününde 1001 masal, eğitimin sorunları masal değil çözüm bekliyor! Yusuf Tekin istifa" pankartı açıldı. Açıklamada basın metnini Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.
Irmak, Tekin'in göreve geldiği günden bu yana neredeyse her hafta bir eylem ve basın açıklaması yapıldığını belirterek, "Eylem olmayan hafta yok. Bakanlığın uygulamalarına karşı sürekli bir itiraz ve kamuoyunu bilgilendirme çabası içindeyiz" dedi.
'EĞİTİME TASFİYE SALDIRILARI GERÇEKLEŞİYOR'
Irmak, 1000 günlük dönemin Türkiye eğitim tarihi açısından "Bir yıkım değil, bilinçli bir tasfiye süreci" olduğunu vurgulayarak, "Tekin dönemi, MESEM projeleriyle çocukların eğitim hakkının gasp edildiği ve çocukların 'öğrenci kimliği' üzerinden devlet eliyle ucuz iş gücü haline getirildiği bir süreç olmuştur. Sermaye odaklı bu politikalarla çocuk işçiliği yasallaştırılmış, öğrenciler iş cinayetlerine ve ağır sömürü koşullarına mahkûm edilmiştir. MESEM projesi üzerinden patronlara milyarlarca lira kaynak ayrılmış, öğrencilere ödenen ücretler ise işsizler için kurulan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanmıştır. Sadece son iki yıl içinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan 17 MESEM öğrencisi hayatını kaybetmiştir. Onlarca öğrenci yaralanmış, birçok öğrenci de tacize uğramıştır" dedi.
'MAARİFİ ÇEK BİLİMİ ÖNCELLE'
Irmak, okulların iktidar eliyle cemaat-tarikat yapılarının faaliyet alanı haline getirildiğini ifade ederek, "Tamamen inanç merkezli olarak hayata gerçekleştirilen 'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli' nitelikli eğitim hakkına vurulmuş en ağır darbelerden birisi olmuştur. Diğer yandan eğitim emekçilerinin iş yükünü oldukça artırmıştır. Orta çağ eğitim modeli olarak devreye sokulan TYYM'nin geri çekilmesi için 2 Mart'tan itibaren 'Maarifi geri çek bilimi öncelle” talebiyle mücadele programı başlatıyoruz.Eğitim sistemi, çoğulculuğu esas alan, tüm halkların ve inançların eşit temsiline dayanan bir perspektifle yeniden düzenlenmedikçe, okullar toplumsal barışın değil, ayrışmanın zemini haline gelmeye devam edecektir. Anadilinde eğitim bir insan hakkıdır ve pedagojik açıdan da bilimsel bir zorunluluktur. Buna karşın bu temel hak, haftada iki saatlik seçmeli ders uygulamasıyla geçiştirilmiştir. Müfredatta farklı kimlikleri ötekileştiren, cinsiyet eşitliğini gözetmeyen ve kimi zaman nefret söylemine varan içeriklerin sürdürülmesi, kamusal, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim ilkesine açıkça aykırıdır" ifadelerini kullandı.
'ÇIKIŞIN YOLU SUSMAK DEĞİL SES ÇIKARMAK'
Tekin'in bakanlığı süresince hem eğitim emekçilerinin hem öğrencilerin daha da yoksullaştığı belirtilerek, "İçinde yaşadığımız bu karanlık ve kaos dönemden çıkışın yolu; susmak değil, her okulda, her iş yerinde, her alanda bilimin, laikliğin ve anadilinde kamusal eğitimin sesini daha gür haykırmaktır. Bakan Tekin’in görevdeki 1000 gününün bilançosu ne kadar ağır olsa da bizim öğrencilerimize, velilerimize ve halkımıza olan sözümüz, aydınlık bir ülke için mücadele etmektir" diye konuştu.