19 Şubat 2026 Perşembe

Çeviri/ İki ayrı dünya: Marco Rubio ve Afrika Zirvesi - Arnold Schölzel

Junge Welt gazetesinde yer alan Arnold Schölzel'in yazısı Kızıl Bayrak Gazetesi tarafından dayanışma kapsamında çevrilmiştir.

ABD, insan haklarıyla birlikte 250 yıl önce köleliği de geniş ölçekte uygulamaya koydu. Alman faşizminden önce ilk "ırk devleti" (Domenico Losurdo) oldu. Sözde ırk ayrımı ABD'de 1965 yılına kadar sürdü; ancak en erken o tarihten itibaren ABD, eşit haklara sahip yurttaşların bulunduğu bir "parlamenter demokrasi" haline geldi. Buna rağmen kölelik toplumsal düzeyde varlığını sürdürmektedir. Amerika'daki iki milyon tutuklu ve hükümlünün çoğunun ten rengi beyaz değildir.

Ancak Donald Trump ve MAGA hareketine göre tehlike altında olanlar beyaz Amerikalılardır. ABD Başkanı, Ağustos 2025'te ülkesindeki müzeleri, "köleliğin ne kadar kötü olduğunu" göstermeleri nedeniyle suçladı. 

Trump'ın Dışişleri Bakanı Marco Rubio, cumartesi günü Münih'te ayakta alkışlandı -en hızlı ayağa kalkanlar Alman Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ve Savunma Bakanı Boris Pistorius oldu- çünkü Rubio, Batı Avrupalılara 1945'te kesintiye uğrayan 500 yıllık beyaz, Hristiyan, yani iyi ortak yayılma tarihlerini hatırlattı.

Rubio'ya göre, "tanrısız komünist devrimler", "sömürgecilik karşıtı ayaklanmalar" ve "orak-çekiç" simgesinin yayılmasıyla Batı'nın düşüşü başladı ve bu süreç günümüzdeki "kitlesel göç"e kadar uzandı. 

Bu nedenle "Avrupa" ve ABD, uygarlığın yaklaşan yok oluşunu durdurmak için birlikte hareket etmelidir. Ancak Rubio ve çevresine göre gerekirse bunu "tek başlarına" da yapabilirler. Bir yıl önce, Trump'ın halefi olmak için onunla yarışan rakibi, Başkan Yardımcısı J. D. Vance, aynı yerde ırkçı-faşist AfD'yi ve beyaz, Hristiyan kültürün diğer koruyucularını Avrupa'daki "tek yardımcılar" olarak övmüştü. 

Rubio ise Münih'te AfD ve benzerlerinden söz etmedi; ne de olsa artık Merz, Macron, Starmer ve diğerleri var. 

Bunlar, Batı'nın "yeniden yükselişi" için gerekli savaş kabiliyetini sağlamak amacıyla tüm ulusal ekonomileri gözden çıkarmaktadır. "Önce akrabalar" diyen AfD gibi bir parti, Trump'a ne kadar yakın durmaya çalışırsa çalışsın, bununla boy ölçüşemez.

Tesadüfen ama aynı zamanda zorunlu olarak, Rubio'nun Münih'teki konuşmasından bir gün sonra Afrika Birliği'nin Addis Ababa'daki zirvesinde, "sömürgeciliğin insanlığa karşı suç olarak tanımlanmasının" doğuracağı sonuçlara ilişkin bir çalışma tartışıldı. 

Gana'ya, mart ayında BM Genel Kurulu'na bu yönde bir karar tasarısı sunma görevi verildi. Gana Cumhurbaşkanı John Mahama, 19. yüzyıla kadar milyonlarca Afrikalının köleleştirilmesini "modern tarihin en büyük adaletsizliği" olarak nitelendirdi.

Münih'te barbarlık, Addis Ababa'da ise akla ve sağduyuya çağrı vardı; yalnızca düşünsel anlamda değil, her bakımdan iki ayrı dünya. 

Washington'da, Trump tarafından seçilen Dışişleri Bakan Yardımcısı adayı Jeremy Carl daha perşembe günü Senato önünde "beyazların yok edilmesinden" söz ederken, Mahama 15 ila 20 milyon Afrikalının köleleştirildiğini dile getirdi. Her biri kendi tarzında şunu söylüyor: Faşizm olmadan kapitalizm yoktur.