"Baskılar karşısında sessiz kalmayacağız"
DİSK Basın-İş, ajansımıza yönelik saldırılara karşı başlattığımız Dayanışma Yazıları kapsamında yazdı.
Türkiye'de basın ve emek dünyası bir kez daha ağır bir baskı dalgasıyla karşı karşıyadır. DİSK Basın-İş olarak, gazetecilerin, sendikacıların ve sosyalist basın emekçilerinin hedef alınmasını yalnızca bireylere dönük hukuksuzluklar olarak değil; halkın haber alma hakkına, örgütlenme özgürlüğüne ve demokrasinin asgari koşullarına yönelmiş sistematik saldırılar olarak görüyoruz.
ETHA'DA ÇALIŞAN GAZETECİLERİN TUTUKLANMASI: HABER ALMA HAKKINA DARBE
Etkin Haber Ajansı (ETHA) çalışanı gazetecilerin tutuklanması, Türkiye'de basın özgürlüğünün hangi noktaya sürüklendiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Gazetecilik faaliyeti; suç değil, kamusal bir görevdir. Haber takibi yapmak, röportaj gerçekleştirmek, toplumsal olayları izlemek ve kamuoyunu bilgilendirmek hiçbir koşulda kriminalize edilemez.
Gazetecileri yaptıkları haberler, attıkları manşetler ya da takip ettikleri toplumsal mücadeleler nedeniyle hedef göstermek; iktidarın eleştirel sese tahammülsüzlüğünün göstergesidir. Tutuklama, istisnai bir tedbir olması gerekirken, bugün gazeteciler açısından bir susturma aracına dönüştürülmüştür. Bu durum yalnızca basın emekçilerini değil, toplumun tamamını susturmayı amaçlamaktadır.
LİMTER-İŞ YÖNETİCİLERİNE YÖNELİK OPERASYON: SENDİKAL HAKLARA MÜDAHALE
Emek alanındaki baskılar da aynı zihniyetin ürünüdür. Limter-İş yöneticilerinin tutuklanması, işçilerin anayasal örgütlenme hakkına açık bir müdahaledir. Sendikal faaliyet yürütmek, işçilerin haklarını savunmak, grev ve direniş örgütlemek suç değildir.
Sendikacılara yönelik gözaltı ve tutuklama uygulamaları, işçi sınıfına verilmek istenen açık bir gözdağıdır. "Hak ararsanız bedel ödersiniz" mesajı, yalnızca ilgili sendikaya değil tüm emekçilere yöneliktir. Oysa demokratik bir toplumda sendikalar; baskılanacak değil, sosyal barışın asli unsurları olarak korunacak yapılardır.
SOSYALİST BASINA YÖNELİK İKTİDAR SALDIRILARI
Son dönemde sosyalist, muhalif ve bağımsız basın kuruluşlarına yönelik artan operasyonlar; ilan kesme, erişim engeli, gözaltı ve tutuklama uygulamalarıyla birleşmektedir. Bu tablo, basın alanında tek sesli bir düzen inşa etme çabasının parçasıdır.
Eleştirel yayın yapan medya organlarının "güvenlik" gerekçesiyle hedef alınması; aslında kamusal denetimin ortadan kaldırılması anlamına gelir. Oysa basın; iktidarın değil halkın denetim aracıdır. Çoğulculuk olmadan demokrasi, özgür basın olmadan çoğulculuk mümkün değildir.
MÜCADELEMİZ SÜRECEK
DİSK Basın-İş Sendikası olarak bizler; gazetecilerin, basın emekçilerinin ve tüm işçi sınıfının haklarını savunmayı sürdüreceğiz.
Tutuklu gazeteciler serbest bırakılmalı, sendikal faaliyetler üzerindeki baskılar son bulmalıdır.
Gazetecilik suç değildir. Sendikal faaliyet suç değildir. Gerçekleri yazmak, işçinin hakkını savunmak, halkın haber alma hakkını korumak suç değildir.
Basın ve emek üzerindeki baskılar karşısında sessiz kalmayacağız. Çünkü biliyoruz ki özgür basın ve örgütlü emek olmadan demokratik bir toplum kurulamaz. Dayanışma, en güçlü cevabımızdır.