Perspektive Online'ın yaptığı röportajı Ivana Benario ETHA için çevirdi.

" />
    15 Nisan 2026 Çarşamba

Atina'daki Prosfygika: Devletin hedefindeki enternasyonalist bir konut projesi

Yunanistan'ın başkenti Atina'da Prosfygika mahallesinin yıkımına karşı süren direnişte yer alan devrimcilerle Perspektive Online'ın yaptığı röportajı Ivana Benario ETHA için çevirdi.

Atina'da Emniyet Müdürlüğü ile Yüksek Mahkeme arasında, özyönetimli Prosfygika mahallesi yer alıyor. Yılın başında, bölgesel hükümetin Avrupa Birliği fonlarıyla finanse edilen bir tahliye planı hazırladığı ortaya çıktı. Perspektive Online, Marco ve Christos ile mahalle halkının yaşamı ve direnişi hakkında konuştu.

Prosfygika nedir, mahallenin toplumsal ve siyasi önemini nasıl tanımlarsınız?

Christos: Prosfygika, Atina'nın merkezinde, Attika Genel Emniyet Müdürlüğü ile Yüksek Mahkeme arasında yer alan, toplam 228 daireden oluşan sekiz blokluk bir mahalledir. Binalar 1930'larda Küçük Asya'dan gelen mülteciler için inşa edilmiştir. Sakinleri, 1944'te İngiliz işgal güçlerine ve Yunan burjuvazisine karşı partizan direnişinde önemli bir rol oynadı. Bu tabandan gelen direniş tarihi, bugün bile binalara kazınmış durumda; iç savaş döneminden kalma kurşun deliklerinin izleri hala duruyor.

2000'li yıllardan itibaren devlet, bir kentsel dönüşüm planı kapsamında mahalleyi baskı altına almaya ve insanları genellikle düşük tazminatlar karşılığında evlerinden çıkarmaya başladı. Ancak mahallelilerin direnişi sayesinde mülk sahiplerinin yaklaşık dörtte biri kalmayı başardı ve binalar devlet tarafından yakın tarihin anıtları olarak kabul edildi.

Ancak mahalle boş durmadı. 2000'lerin başında giderek daha fazla insan buraya taşındı; göçmenler, mülteciler, anarşist ve komünist hareketlerden insanlar, Türkiyeli ve Kürtistanlı devrimci örgütler, tabandan gelen insanlar. Aynı zamanda, mahallede küçük suç işleyen mafya da yayıldı; daireleri işgal etti, göçmen aileleri sömürdü ve uyuşturucu laboratuvarları kurup ticaret yaptı, üstelik de emniyet müdürlüğünün hemen yanında. Polis ise bu yapılarla çıkar sağladı ve payını aldı.

2010 yılında, mafya ile sorunlar tırmandığında, gitmek istemeyen bazı işgalciler harekete geçmeye karar verdiler ve evleri kolektifleşmeye başladılar. Örgütlenme ve evleri kurtarma ihtiyacından hareketle, siyasi bir topluluk ya da komün kurmak amacıyla işgal altındaki Prosfygika Meclisi'ni kurdular.
Bu girişimler, 15 yaşındaki Alexis Grigoropoulos'un polis tarafından öldürülmesinin ardından Yunanistan'da patlak veren 2008 ayaklanmasıyla bir süreklilik içindedir. Evleri kamulaştırmamızı, krize, devlet şiddetine ve neoliberal politikaya yanıt olarak halk meclisleri hareketi izledi. Orta Avrupa'da genellikle sadece Yunanistan'daki mali kriz olarak görülen bu olay, toplumun kendi kendini örgütlemesine ve kapitalist düzenin ötesinde alternatif çözümler aramasına yol açtı. Bu süreç, farklı yaşam alanlarında pek çok yeni girişimin ortaya çıkmasına neden oldu.

Bugün, dünyanın 27 bölgesinden gelen ve 20 farklı dil konuşan yaklaşık 400 kişi burada birlikte yaşıyor. Yaşlılardan yaklaşık 50 çocuğa kadar her kuşaktan insana burada bir yuva var. Farklılıklarımıza ve bazen ortak bir dil konuşmamamıza rağmen, bizi birleştiren şey yataylık, dayanışma, ortak karar alma ve özyönetim temeline dayalı bir topluluk yaşamı kurma konusundaki ortak vizyonumuzdur.

Bu nedenle, topluluğun temel ihtiyaçlarını karşılayan 22 öz örgütlülüğe dayanan yapı kurduk. İlk yapı, Türk polisi tarafından öldürülen bir gencin adını taşıyan Berkin Elvan kolektif fırınıydı. Bunu, özerk kadın yapısı, sağlık yapısı, çocuk evi ve öz eğitim yapısı gibi yapılar izledi ve yeni yapıları geliştirme süreci hala devam ediyor.

Marco: Atina metropolünün tam merkezinde 15 bin metrekarelik bir alanı özgürleştirdikten sonra, burada erkek egemenliği, devlet ve kapitalizmin egemenliğine karşı farklı ilişkiler ortaya çıkıyor. Prosfygika mahallesi, egemen toplumsal ve ekonomik düzene karşı canlı bir alternatifin pratikte inşa edilebileceği bir alan haline geliyor. Bu, en zorlu koşullarda bile toplumsal öz örgütlenmenin mümkün olduğunu defalarca gösteriyor ve böylece imkansızlık hakkındaki yaygın algıyı sorguluyor. Kolektif bir yaşam önerisi ve kooperatif ilişkilerin kurulmasına verdiğimiz önem, neoliberal düzende bireyin izolasyonundan köklü bir şekilde ayrılmamızı sağlıyor.

Kendimizi şu anda dünya çapında süren diğer çeşitli mücadelelerden ayrı görmüyoruz; aksine, rekabet halindeki kapitalist devletlerin küresel kapitalist sistemde egemen bir konum elde etmeye çalıştığı ve halklara karşı çok sayıda farklı savaşın yürütüldüğü, içinde bulunduğumuz Üçüncü Dünya Savaşı'nın tam ortasındayız. İşgal altındaki Prosfygika topluluğu kurulmadan önce bile, mahallenin Kürdistan ve Türkiye'deki devrimci mücadelelerle bağı vardı. Başından beri, Kürt özgürlük hareketi, Zapatistalar ve çeşitli küresel otoriter karşıtı hareketlerin mücadeleleriyle dayanışma içinde olmak, topluluğumuz için merkezi bir öneme sahip.

Prosfygika içinde şu anda hangi yapılar, girişimler ve öz örgütlenme biçimleri var?

Christos: Topluluğumuzu yatay karar alma, özerklik ve ortak sorumluluk temelinde örgütlüyoruz. Haftalık genel kurulda, yapılarımızdan gelen konular tartışılır ve tüm kararlar alınır. Kadın Yapısı, topluluktaki kadınların özerk örgütlenmesi olarak, genel kurula katkıda bulunur ve bağımsız kararlar alabilir.
Yıllar içinde 22 yapı kuruldu. Örneğin, çocukların özel ders ve etkinlik ihtiyaçları veya yaşam desteği gerektiğinde Çocuk ve Özgür Eğitim Yapımız devreye girer. Gıda ihtiyacını ise Lojistik Yapımız ve Berkin Elvan Fırını karşılar.

Her yapı özerk çalışır, kendi toplantılarına, bütçelerine ve gündemlerine sahiptir. Ancak, tüm yapılar büyük genel kurul kararlarına göre işbirliği yapar ve genel yönelimle uyumludur.

Topluluğun yapıları, ihtiyaçlara göre şekillenir. Ayrıca, evsizler için yemek pişiren Homeless Solidarity Crew gibi dış girişimlerle de ilişkiler kurulur. Örneğin, Psy-Initiative ile birlikte, eleştirel bir bakış açısıyla psikolojik destek sunan sağlık yapımız, organik işbirliğinin güzel bir örneğidir.

Prosfygika, uluslararası sol mücadeleler bağlamında ne anlama geliyor?

Marco: Prosfygika olarak maruz kaldığımız saldırıyı, hareketler ve toplumlar olarak maruz kaldığımız genel bir saldırının parçası olarak görüyoruz. Devlet, bu mahalleyi yok etmek istiyor, çünkü burası alternatif öz örgütlenme modellerinin ortaya çıktığı özgür bir alan ve topluluk, neoliberal kapitalizm egemenliği altındaki kasvetli yaşam gerçekliğine karşı bir alternatif model sunuyor. Prosfygika mahallesinin boşaltılması, sadece 400 kişinin evsiz kalması anlamına gelmekle kalmayacak, aynı zamanda Avrupa'daki en büyük sosyopolitik projelerden birinin ve bunun devrimci hareketler ve toplum için taşıdığı önemin de yok edilmesi anlamına gelecektir.

Prosfygika için mevcut devlet planları, halihazırda sosyal alanların yıkılmasına ve mahallelerin boşaltılmasına yol açan saldırının bir parçasıdır. Sol/otoriter karşıtı hareket bu savunma durumuna itildiğinden, maruz kaldığımız saldırılara nasıl tepki verebileceğimiz ve hareketler olarak nasıl bir saldırı ve taarruz pozisyonuna geçebileceğimiz konusunda yeni araçlar, yeni taktikler ve öneriler bulmalıyız. Bunun, bizi zaten yüzüstü bırakmış olan aynı otomatik tepkileri tekrarlamakla ve toplumdan izole bir şekilde gerçekleşemeyeceği açıktır.

İşgal altındaki Prosfygika topluluğunu savunmak için ortak örgütlenme önerisi, çözüm arayışında bir adım olabilir. Saldırıya uğrayan alanlarımızı savunmak ve karşı saldırıya geçmek için yeni bir güç yaratma önerisidir. Açlık grevine girme kararımız da bu bağlamda anlaşılmalıdır. Devletin bizi beklemeye zorlamasına ve korku atmosferi yaratmasına izin vermeyeceğiz. Bunun yerine, kendi belirlediğimiz saldırı planına geçecek, açlık grevinin taleplerini topluma taşıyacak, geniş bir dayanışma cephesi kuracak ve aynı zamanda binalarımızı kendi kendimize örgütleyerek yenilemeye ve yeni yapılar inşa etmeye devam edeceğiz.

Prosfygika mahallesindeki tahliye süreci şu an ne durumda?"

Christos: Geçen yaz, Attika Bölge Yönetimi, Kültür Bakanlığı ve kamu iş bulma kurumu ile birlikte, Agios Savvas Hastanesi hastaları için sosyal konutlar ve barınaklar yaratma bahanesiyle Prosfygika'nın ilk dört apartman bloğunu "yenileme" planı hazırladı. Bu gerekçe ikiyüzlüdür, çünkü burada toplam 400 kişi yaşıyoruz ve Agios Savvas Hastanesi sendikası ile işbirliği içinde, hastane hastaları için halihazırda bir barınma yapısı oluşturduk. Devlet planı, tahmini 15 milyon avroluk bir bütçeyle Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor.

Devletin planına karşı Ocak ayında acil durum çağrısı yayınladık ve 5 Şubat'ta Aristotelis Chantzis'in ölümüne kadar sürdürmeye kararlı olduğu açlık grevine başladık.

Taleplerimiz şunlardı:

1) Attika Bölge Yönetimi'nin sözleşmeden çekilmesi,

2) Tüm sakinlerin fiziksel ve sosyal çevrelerinde kalabilmeleri,

3) Ve yakın zamanda kurulan "Prosfygika Alexandras Av. Sakinleri ve Dostları" adlı kar amacı gütmeyen tüzel kişiliğe tarihi binaların yenilenmesi için garantiler verilmesi.

Sürekli adaletsizliğini kanıtlayan devlete yönelik talepler, mücadelemizin odak noktası değildir; ancak bir iletişim zemini oluşturmak açısından önemlidir. Devlet saldırı planını sürdürürse, biz de meşru müdafaa ve karşı saldırı planımız kapsamında yeni adımlar atacağız.

Devletin Prosfygika'yı boşaltmak için daha önce de girişimleri oldu mu? Eğer olduysa, mevcut gelişmeler önceki girişimlerden nasıl farklı?

Christos: Evet, yıllar boyunca Prosfygika'yı boşaltmak için birkaç girişimde bulunuldu. En son büyük plan 2019 yılında Syriza hükümeti tarafından ortaya atıldı, ancak hiçbir zaman hayata geçirilmedi. Ayrıca topluluk, 2022'de uydurma suçlamalarla bir yoldaşımızın kaçırılması ve ardından tutuklanması gibi birçok ağır saldırıyla karşı karşıya kaldı; 2024'teki saldırıda ise Ag. Savvas Hastanesi hastaları için konuk evinde çalışan üç genç topluluk üyesi tutuklandı.
Yine de, devletin mevcut planının şimdiye kadar hazırlananlar arasında en tehlikeli ve en ciddi plan olduğunu değerlendiriyoruz; zira bu plan, halihazırda tamamen Avrupa Birliği fonlarıyla finanse ediliyor, devletin binaları boşaltmaya yönelik önceki girişimlerinden kaynaklanan hukuki sorunları aşıyor ve mevcut plan, baskıların şiddetlendiği bir ortamda somut bir zaman çizelgesiyle birlikte geliyor.

Mevcut tahliye girişimlerini ve bunun arkasındaki devlet stratejisini politik açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?

Marco: Daha önce de belirttiğimiz gibi, Prosfygika'daki işgal topluluğuna yönelik saldırıyı, egemen sınıfın tüm toplumsal direniş ve dayanışma biçimlerini ortadan kaldırmak amacıyla topluma yönelik kapsamlı bir saldırının parçası olarak görüyoruz. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan bir tahliye dalgası sonucunda geriye çok az sayıda özgür alan kaldı ve bunları şimdi her türlü yolla savunmak zorundayız.
Tahliye dalgası, Yunanistan'da kar amacı gütmeyen toplumsal kesimlerin toplu olarak hapsedilmesini mümkün kılan yeni bir ceza kanununun yürürlüğe girmesiyle aynı döneme denk geliyor. Devlet, yasal araçlarını bu şekilde sertleştirerek Prosfygika'ya saldırmakta. Hem Kyriakos Mitsotakis rejimi, bu topluluğu ideolojik ve siyasi bir rakip olarak görüp yok edilmesi gereken bir tehdit olarak değerlendiriyor, hem de Prosfygika'nın yeniden düzenleme planının da dahil olduğu bölgenin kapsamlı gentrifikasyon sürecini daha da ilerletmek istiyor.

Yunanistan, bir yandan Avrupa'nın ihtiyaçları doğrultusunda ucuz işgücü için bir toplama kampı ve "hapishane" işlevi görürken, diğer yandan Doğu Akdeniz'e erişim için NATO'nun bir karakolu ve Rusya'ya bağımlı olmayan gaz için önemli bir enerji kavşağı olarak işlev görüyor. Her türlü toplumsal direnişe karşı devlet baskısının tırmanması, devletin, oligarşinin, AB'nin ve NATO'nun bu çıkarlarını güvence altına almaya çalıştığı yoldur. Bu askeri mantık ve devletin kalıcı bir olağanüstü hal durumuna geçişiyle uyumlu olarak, kendi kendini örgütleyen alanlara yönelik saldırı, bu çıkarları sorgulayabilecek devrimci bir kutup oluşumunun her türlü olasılığını yok etme girişimi olarak da anlaşılabilir.

Bir sonraki adımlarınız neler ve mevcut duruma nasıl tepki vereceksiniz?

Christos: Prosfygika'yı savunmak için haftalık kitleye açık toplantılar düzenliyoruz ve çok farklı siyasi ve toplumsal konuma sahip insanlardan büyük destek görüyoruz. Mücadelemiz giderek daha fazla dikkat çekerken, aynı zamanda topluluk içinde yeni yapılar kurmak için çalışıyoruz. Baskıyı artırmak için 24 Şubat'tan beri dönüşümlü bir açlık grevi başlattık. Her Salı saat 9'da farklı yoldaşlarımız üç güne kadar süren açlık grevine giriyor. Aynı zamanda, bugüne kadarki en büyük projelerimizden biri olan mahallenin kendi öz örgütlülüğünü de sürdürüyoruz.

Genel olarak, devletin planlarına karşı geniş bir toplumsal cephe oluşturmak istiyoruz ve zaferimize kesin olarak inanıyoruz. İlk günden beri topluluk, “imkansız” olduğu yönündeki yaygın algıyı çürütmüştür. O zamanlar yoldaşlar, Genel Emniyet Müdürlüğü ve Yüksek Mahkeme'nin hemen yanında örgütlü bir mahallenin var olabileceğini hayal bile edemiyorlardı.

16 yıl sonra, çok emek ve fedakarlık gerektiren bir süreç sayesinde, kolektif irade ve kararlılıkla neler inşa edilebileceğini görüyoruz. Birçoğu bu mücadelenin kazanılmayacağını söylese de, biz onu kazanacağımıza çoktan karar verdik. Bizim için mücadele etmekten ve kazanmaktan başka bir seçenek yok; çünkü yaşamak istiyoruz ve bunun için topluluğumuzu her türlü gerekli araçla savunmaya hazırız. Dediğimiz gibi, eğer düşersek, onların başları üzerine düşeriz.

Marco: Mücadeleyi genişletmeyi, dayanışma ağları kurmayı ve sadece tek bir özgür Prosfygika'ya değil, önümüzdeki yıllarda Atina'nın her yerinde, tüm Yunanistan'da, Avrupa'da ve dünya çapında birçok farklı örgütlü ve özgür mahalleye ihtiyacımız olduğuna inanıyoruz. Sadece bir umut ışığını canlı tutmakla kalmayıp, bir direniş ateşi yakıp yaymak istiyoruz. Ya zafer, ya zafer!

Okurlarımıza ne mesaj vermek istersiniz?

Prosfygika'yı fiziksel varlığımızla güçlendirmeye, mahallenin öz savunma planını desteklemeye ve teknik işlerde ve yapıların inşasında yardımcı olmaya çağırıyoruz. Katılmak isteyenler bize e-posta yoluyla ulaşabilir.

Mücadelemiz sadece Prosfygika için değil, kapitalist moderniteye karşı örgütlü bir karşı kutup oluşturmak için yürütüldüğünden, özellikle örgütlü grupları topluluğa katılmaya ve geldikleri her yerde direniş ve özerkliği örgütlemeye çağırıyoruz.

Marco: Örgütleri, grupları ve bireyleri, her düzeyde tanıtım çalışmalarımıza destek olmaya çağırıyoruz: pankartlar, grafiti, sosyal medya paylaşımları, kendi metin ve gönderilerinizi yazmak veya ağlar kurmak gibi yöntemlerle.

Mahallenin kendi kendine yeniden inşası ve açlık grevinin desteklenmesi için acilen bağışlara ihtiyacımız var. İlk finansman aşaması için bir Firefund kampanyası başlattık. Ayrıca, yurt dışındaki dayanışma hareketlerinin ortak kampanyalarla koordinasyon kurarak daha etkili olabilmesi için, e-posta adresimiz üzerinden uluslararası Save Prosfygika kampanyası hakkında güncel bilgiler paylaşıyoruz. Topluluğumuzu ayrıca blogumuzda, Instagram'da ve X'te de bulabilirsiniz.